21 Ekim 2010 Perşembe

Ölüleri Gömün


Uzun bir aradan sonra tekrar bir şeyleri paylaşabilmek ne güzel. Bir şeyler yazamamış olsam da hareketli ve yoğun bir dönemden geçtiğimi belirtmeliyim. Bundan sonra da aynı hızla devam paylaşmaya... Yaz mevsiminin en kötü taraflarından biri tiyatro oyunlarına uzun süre ara verilmesi. Resmen ekim ayı geldiğinde geri sayıma başladık.

Bu seneki ilk tercihimiz ülkemizde ilk kez İstanbul Tiyatro Festivali'nde oynanan " Ölüleri Gömün " isimli oyun oldu. Hakkında çok fazla bir şey okumadık ama sunumu hoşumuza gitmişti : " Dünyanın her tarafında sürüp giden savaşların birinde vurulan askerler mezarlarından kalksalar ve savaşı durdurmaya kalksalar neler olur? Ordu, hükümet, silah tüccarları, politikacılar, iş adamları, din adamları nasıl tepki verir? Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler? Gerçekten savaşsız bir dünyayı istiyor muyuz? "

Geçen hafta İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda Cevahir Sahnesi'nde seyretme fırsatı bulduk. Oyun konsepti gereği karanlık bir salona girmek kolay olmadı. Oldukça geniş bir sahnede sergilenen oyunda 41 kişi rol alıyor. Irwin SHAW'ın yazdığı ve ilk kez 1936 yılında New York'ta sahnelenen oyun, burada da yeterli ilgiyi bulmuşa benziyordu. Salona girerken yapılan yüksek ses uyarısını çok ciddiye almak gerekiyor.

Dumanlı başlayan oyun aynı şekilde bitti. Hatta biraz rahatsız edici olduğunu da söylemeliyim. Savaşa dair pek çok şeyi sorgulayan bir oyun. En önemli sorusu da " savaşta ne için öldüğün " sorusu. Dekor ve efektler oldukça başarılıydı. Oyuna çok emek verildiği belli ama malesef bir yerden sonra oyun insana çok sıkıcı hatta bunaltıcı geliyor. 1 saat 30 dakikalık oyunun özellikle yarısından sonra düşen tempo oyundan tamamen kopartıyor insanı. Genç oyuncuların yanı sıra Musa UZUNLAR ve Civan CANOVA gibi tecrübeli oyuncuların olması dahi oyunu pek başarılı kılmaya yetmiyor. Onlar bile oyuna çok fazla konsantre olamamış görünüyorlardı. Bu senenin yeni oyunlarından biri olduğu için şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum. İlerleyen günlerde daha başarılı ve etkileyici oyunculuklar görebiliriz.

İstanbul Devlet Tiyatroları'nda  çok güzel ve başarılı oyunlar seyrettikten sonra bu tarz bir oyun şaşırttı açıkçası bizi. Ama ortaya konan emeği ve verilmek istenen mesajı da görmezlikten gelemeyiz. İyi niyetle ortaya çıkan bir oyun ama sanırım başarı için sadece bu yeterli olmuyor.

Daha güzel oyunlarda buluşabilmek dileğiyle...

2 yorum:

Arzuco dedi ki...

özledik sizi bende merak ediyordum niye "ses seda yok" diye ;)

Seda Cürgül Kaya dedi ki...

Haklı sebeplerimiz vardı:) Hayatımız değişiyor artık...