Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2010 Pazartesi

12 Dev Adam


Tam bir sene önce bugün yazmıştım 12 Dev Adamımızı. Bize yaşattıkları mutluluk ve gururdan bahsetmiştim. Takım olmanın, birbirine ve zaferlere inanmanın en güzel örneği demiştim onlar için. Peki, Dünya Şampiyonası'nda ikinci olan bu 12 Dev Adam için ne söyleyeceğim şimdi?

İki hafta önce şampiyona başladı. Ülkemizde düzenlenen organizasyonun açılışı bence tam bir fiyasko olsa da şampiyona süreci çok güzel geçti diye düşünüyorum. Dört ayrı ilimizde yapılan grup maçları sonunda son sekize kalan takımlar İstanbul'a geldi. Ve hepimiz için bazen stresli bazen rahat ama dün akşama kadar keyif veren bir süreç geçirdik. 12 Dev Adamımız tarih yazdılar, tarihe çok büyük harflerle not düştüler. Yıllardır yaşamadığımız ve belki de yıllarca yaşayamayacağımız bir mutluluk ve gurur yaşattılar bizlere. 2 hafta önce sadece orada olmak için aldığımız final biletleriyle bu mutluluğu ve gururu orada yaşamak da güzel bir hatıra oldu bizim için.

Sırbistan maçını kolay kolay unutacağımızı sanmıyorum. Ama oldu, biz onları eledik ve ABD takımı ile final oynamaya hak kazandık. Açıkçası ben onları da yeneceğimizden çok emindim. Çünkü herkes gibi ben de bu takıma çok inanıyordum, hala inanıyorum. Ama olmadı. Günümüzde değildik, iyi değildik, şanslı değildik. Pek çok sebep ekleyebiliriz bunlara. Ama sonuçta ABD takımı gerçekten de çok kolay kazandı bu maçı. Özellikle 39 dakika boyunca maçta görev alan Kevin DURANT, tabiri caizse tek başına yendi bizi.

Sinan Erdem Spor Salonu'ndan bahsetmeden geçemeyeceğim. Ortam, tribünler, saha ve görünüm çok güzel. Abdi İpekçi'yi hiç aramadım desem yalan olmaz. Ama tuvaletleri konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Böyle bir salona bu kadar yetersiz tuvalet! Sonuçta yaşandı ve bitti.

Hepimizin onlarla gurur duyduğuna eminim. Ülkemizin içerisinde bulunduğu şu stresli ve karışık ortamda milyonlarca insanı biraraya getirmeyi başaran tek olay oldu 12 Dev Adam'ın başarısı. Futbolu bile gölgede bırakan bu başarının uzun süre unutulmaması ve her zaman aynı gurur ve heyecanla konuşulmasını dilerim.

12 Dev Adam yani Kerem TUNÇERİ, Hidayet TÜRKOĞLU, Ersan İLYASOVA, Ömer AŞIK, Ömer ONAN, Sinan GÜLER, Semih ERDEN, Ender ARSLAN, Cenk AKYOL, Oğuz SAVAŞ,Kerem GÖNLÜM ve Barış ERMİŞ, harikasınız...


31 Ocak 2010 Pazar

UEFA Futbol Sergisi: Only a Game?


İstanbul, 2010 Avrupa Kültür Başkentleri'nden bir tanesi seçildi. Oldukça gösterişli ve masraflı ( ! ) bir açılıştan sonra bu proje kapsamında bir çok etkinlik düzenlenmeye başlandı ve tüm yıl boyunca da bu etkinlikler devam edecek. İşte bu etkinliklerden bir tanesi de UEFA, TFF ( Türkiye Futbol Federasyonu ) ve İBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi ) işbirliği ile açılan UEFA Futbol Sergisi " Only a Game? ". Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi'nde 21 Ocak 2010 günü açılan sergi 30 Nisan 2010 tarihine kadar görülebilecek.


İlki Belçika'nın başkenti Brüksel'de 2008 yılında açılan " Only A Game? " sergisi, 2009 yılının başında da İngiltere'nin Liverpool kentinde düzenlenmiş. UEFA'nın en önemli kupalarının sergilenmesinin yanı sıra Türk futbol tarihinin de son 50 yılına ait pek çok hatıra sergide yer alıyor. Giriş 2.5,-TL. Çok kalabalık olmadığı için her bölüme rahatlıkla vakit ayırabiliyorsunuz.


Hepsi birbirinden ilginç, heyecan verici hatta bazen duygulandıran videolarla, objelerle, fotoğraflarla karşılaşmanız mümkün. Ziyaretçilerin oynayabileceği pek çok interaktif oyunda sürprizlerden bir tanesi. Sergide efsane hakem Pierluigi Collina imzalı hakem forması, Şampiyonlar Ligi finallerinin biletleri, 1984 Avrupa Futbol Şampiyonası'nın UEFA Başkanı Michel Platini tarafından imzalanmış maç topu, 1958 yılında yarısı Galatasaray'da yarısı Fenerbahçe'de kalan Başvekil Kupası, EURO 2008'de oynanan Almanya - Türkiye yarı final maçının topu, 2000 yılında Real Madrid karşısında Galatasaray'ın UEFA Süper Kupası'nı kazandığı maçta Mario Jardel'in 2 gol attığı kramponları gibi futbol tarihine geçmiş maçlara ait objeler daha çok yer alıyor. Ayrıca  " Robin Sander ile 60 saniyede Avrupa Turu " yapabilme şansına sahip olabiliyor, orjinal ve bilgilendirici kitapları okuyabiliyor, tribün ve futbol sahalarındaki coşkuya katılıp fotoğraf çektirebiliyor ve biraz mola verip langırt oynayabiliyorsunuz.


Futbola ilgi duyan genç yaşlı herkesin ziyaret ettiğinde mutlaka kendinden bir şeyler bulabileceği bir sergi olmuş. Özellikle sergilenen objelerin gerçek olması çok heyecan verici. 30 Nisan'a kadar pek çok insanın yolu elbet Taksim'e düşecektir. Çok değil, en fazla 1 saatinizi ayırmanız yeterli olacaktır. Ama girdikten sonra çıkamazsanız da sakın şaşırmayın.

Büyük başarıları tekrar yaşamanız ve futbolun güzelliklerini görebilmeniz dileğiyle...

13 Eylül 2009 Pazar

12 Dev Adam

12 DEV ADAM... Şampiyona öncesi düzenlenen turnuvaya bakarak hiç şans tanımadığımız 12 Dev Adam onlar. Önce Litvanya galibiyeti, ardından Bulgaristan, ev sahibi Polonya karşısında kazanılan maç ve dün Son Olimpiyat ikincisi ve Dünya Şampiyonu İspanya karşısında kazanılan zafer. Onlar için söylenecek kelimeler yetersiz kalıyor. Takım olmanın, birbirine ve bu zaferlere inanmanın en güzel örneği onlar. Evet, onlar tam tamına 12 tane dev adam.

Şimdi rakip Sırbistan. Bu moral,hırs ve inançla bu takımı da rahatlıkla yenebileceklerine inanıyorum. 12 dev adama yürekten başarılar diliyorum...

Harikasınız...

Galatasaray - Beşiktaş Derbisi

2009/2010 sezonunun 5. haftası geldi nihayet. Ali Sami Yen Stadyumu yine bir derbiye ev sahipliği yapıyor. Maç öncesi Ali Sami Yen Stadyumu ve çevresi her maç öncesi olduğu gibi kalabalık. Taraftar grupları her zamanki yerlerinde. Kimi GS Store önünde toplanmış, kimi stadyum girişinde kimi de Sürmeli Oteli’nin yanındaki Ali Sami Yen Sokağı'nda.
Herkes sarı kırmızı olsa da mor formaların çokluğu dikkat çekmiyor değil. Stad çevresinde ve girişinde sahte, korsan forma satışı da dikkatlerden kaçmıyor. Buna dur diyecek olanlar bizleriz. Galatasaray’ın dediği gibi; “Korsan alma, Yıldız al !“

Ramazan olması sebebiyle olsa gerek daha önceki maçlarda olan coşku ve eğlenceler pek yoktu. Ama herkesin büyük bir heyecan içerisinde saatlerin 21.00 ‘ı göstermesini beklediği açıkça belli oluyordu. Tribünlere girişte çok uzun kuyruklar da yoktu. Bu nedenle stadyuma çok rahat girdik. Girince gördük ki herkes çoktan yerini almış. Biz de Yeni Açık Üst Tribündeki yerimizi aldık. Tribünlerde coşku has safhada. Susmak bilmiyor taraftarlar. Tribünün üstünün kapatılmasından mıdır bilmiyorum ama Eski Açık’ın sesi daha çok çıkıyor. Önce Beşiktaş takımı ısınmak için sahaya çıktı sonra Galatasaray. Her zamanki gibi futbolcular teker teker tribünlere çağırılıyor. Kalecimiz Leo Franco’nun onlara karşılık veriş şekli görülmeye değerdi.
Ve artık maç saati geldi. Maç öncesi, taraftarı selamlama , taçsız kral Metin Oktay’ı anma ve İstiklal Marşı’mızdan sonra yaşanan sel felaketinde ölen vatandaşlarımız ve Güneydoğu’da şehit düşen askerlerimiz için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Derbiye başlayan taraf Beşiktaş ama maça hızlı başlayan taraf Galatasaray oldu. Galatasaray, ilk yarı eski açık tribünün önündeki kaleye hücum etti. Eski açıkta oturanlar çok şanslıydı. Maçın 3. dakikasında kornerden Arda Turan’ın ortasında gelen topa çok rahat kafa vuran Mustafa Sarp Galatasaray’ı 1-0 öne geçirdi. Gol, tipik kaleci ve savunma hatasının akıllıca değerlendirildiği gollerden biri. Sonra ne oldu bilinmez Galatasaray durdu. Evet, milli takım oyuncularımız çok yorgundu, 2 haftadır birlikte çalışılmıyordu, derbi maçıydı ama ne olursa olsun Galatasaray takımı böyle oynamamalıydı. Orta sahada Ayhan Akman’ın yokluğu çok fark ediliyor, Mehmet Topal eski günleri aratıyor, Arda sahada görünmüyor. Bu arada Beşiktaş da boş durmuyor ve Serdar Özkan’la gol arıyor. Şanslıyız ve kalecimiz gününde, ilk yarı bu skorla bitiyor.

İkinci yarı biz kadromuzda değişiklik beklerken Beşiktaş değişikliklerle yarıya başladı. Yeni açık tribünleri olarak ikinci yarı bizim önümüzdeki kaleye hücum edileceği için mutluyduk. Galatasaray’ın gollerini yakından görecektik böylece. Ama ilk yarıdan pek bir farkı yoktu, maç yine eski açık tribünleri önünde geçti. Beşiktaş, golü ha attı ha atacak derken kaleci Rüştü Reçber’in hatasını suskun golcümüz Milan Baros affetmeyip Galatasaray’ı 2-0 öne geçiren golü attı. Bu da maçın kırılma anı oldu. Golden sonra Beşiktaş da durdu ve herkes artık maçın bitmesini bekledi. Beşiktaş’ın savunmada verdiği büyük bir boşluğu Elano Blumer değerlendirdi ve Harry Kewell’a gönderdiği uzun pas, Kewell’ın topu şık bir şekilde önüne gönderdiği Baros’un golü atmasında öncü oldu. Skor 3-0. Tribünler inliyor, herkes çok mutlu. Hele biz yeni açık tribünündekiler. Belki futbol olarak pek bir şey göremedik ama 2 tane golü yakından izleme şansımız oldu.
Maç bitti. Beşiktaşlılar doğal olarak çok üzgün. Verdikleri mücadelenin karşılığı bu skor değildi elbette ama yapılan bireysel hatalar ve Galatasaray’ın akıllı oyunu bu skoru kaçınılmaz kıldı. Evet , Galatasaray bu sezon ilk defa güçlü diyebileceğimiz bir takımla mücadele etti. Evet, bu maçta bildiğimiz oyununu sahada gösteremedi. Ama şu da bir gerçek ki , sahip olduğu oyuncu kadrosu ve teknik ekibiyle Galatasaray en kötü gününde dahi istediği skoru alabilecek kapasiteye, yeteneğe ve hırsa sahip. Yeter ki biz taraftarlar onlara güvenmekten vazgeçmeyelim ve her zaman destekleyelim. Biliyoruz ki futbol bir takım oyunu ve bizler bu takımın bir parçasıyız.

Maç sonrası Mecidiyeköy her zamanki gibi karışmış durumda. Stadın kapılarının anlamsız şekilde az sayıda açılmasından dolayı dağılamayan Galatasaray taraftarlarına bir de stadın önündeki yolun hemen kapanmamasından dolayı biriken otobüs ve taksi kuyrukları eklenince bu karışıklık kaçınılmaz oldu.Yine de güzel bir futbol gecesi yaşadık.

17/09/2009 Perşembe akşamı UEFA Avrupa Ligi’nde Panathinaikos ile karşılacak Galatasaray’ımıza başarılar dilerim…