18 Mayıs 2010 Salı

Mudurnu - Göynük Gezisi

" Her Yer Atölye " diyerek çıktığımız keşiflerden biri oldu Mudurnu - Göynük gezisi. Hakkında neredeyse hiç bir bilgimin olmadığı ve malesef benim için sadece tavuklarıyla meşhur bir yerdi Mudurnu. Beni bu kadar şaşırtacağını ve etkileyeceğini düşünmemiştim açıkçası.

Yolculuğumuz sabah erken saatlerde başladı. İlk durağımız Bolu'ya bağlı Mudurnu oldu. Gidiş güzergahımız Abant üzerinden olduğu için biraz uzun bir yolculuk geçirdik. Havanın bu kadar sıcak olması da biraz enejimizi düşürmedi değil hani. Abant'a giriş ücretli ama Mudurnu'ya geçiş yapacağınızı söylediğinizde herhangi bir ücret ödemeniz gerekmiyor. Öğlen saatlerinde Mudurnu'ya ulaştık. Ve hemen dağılarak  Mudurnu'yu hem keşfetmeye hem de fotoğraflamaya koyulduk. ilk olarak karşımıza çıkan yapı Belediye Binası ve Eski Adliye Binası oldu. Eski Adliye Binası'nın 1TL'na gezebiliyorsunuz. Çok değil henüz 20 - 25 gün önce insanların gezmesi için açılmış. Mudurnu'nun tarihi Selçuklu dönemine kadar gidiyor. Uzun bir vadi içerisinde konumlanmış olan Mudurnu'da geçmişin izlerini görebilmeniz mümkün. Bir nevi açıkhava müzesi de diyebiliriz Mudurnu için.


İlçede pek çok tarihi konak, ev, cami, türbe,yayla, kaplıca ve göl bulunuyor. Özellikle ahşap evleri oldukça görkemli. Bu evlerin arasında inşa edilmiş olan beton binalar görüntüyü bozsa da, bu manzaradan etkilenmemek mümkün değil. Mudurnu'nun tamamını çok net bir şekilde görmek için Saat Kulesi'ne çıkmanız gerekiyor. Sokak aralarından yürüyerek rahatlıkla çıkabileceğiniz bir yerde saat kulesi. 1890 - 1891 senesinden ahşap olarak inşa edilmiş ancak yangın sebebiyle yıkılan kule, 1905 yılında Mudurnu Kalesi'nden mahkumlar tarafından getirilen taşlarla yeniden inşa edilmiş. Pek estetik bir görünümü olmamasına ve saatin doğru çalışmamasına rağmen ilçeye değişik bir hava kattığı kesin. İlçedeki en önemli tarihi camilerin başında Yıldırım Beyazıd Camii geliyor. 1374 yılında inşa edilen cami ile 1382 yılında inşa edilen Yıldırım Beyazıd Hamamı hala ayakta duruyor. İlçedeki diğer tarihi ve görülmeye değer camiler ise Havlu Camii, Sinanpaşa Camii ve Kanuni Sultan Süleyman Camii.

İlçede pek çok tarihi konak da bulunuyor. Bu konakların başında Haytalar Konağı geliyor. Gerçekten oldukça eski ve harabe bir görünüme sahip. Acilen restorasyona ihtiyacı var. Konağın yan tarafında oturan teyze özellikle orta kattaki mimariyi görmek gerektiğini söylemiş olsa da kapısı kilitli olduğu için konağı sadece dışarıdan görme şansına sahip olduk. Aynı şekilde görebileceğiniz tarihi konaklar arasında Armutçular Konağı, Hüsnü Çavuşlar Konağı, Hacı Abdullahlar Konağı ve Keyvanlar Konağı bulunuyor. Bu konaklardan Keyvanlar Konağı, tadilat geçirmiş ve bir nevi butik otel haline dönüştürülmüş. Bu esnada konağın tarihi dokusunun çok değiştiğini düşünmüyorum. İçerisine girince o eski ve tarihi kokuyu hissedebiliyorsunuz. Odalar gerçekten de çok doğal, sade ve rahat bir şekilde düzenlenmiş. Bu arada küçük bir bilgi; Otelde hafta içi oda kahvaltı konaklama 50TL, hafta sonu ise bu rakam 60TL oluyor.

Mudurnu'da geçmişine, gelenek ve görneklerine  her anlamda bir bağlılık hala var. Buna en güzel örnek Ahilik geleneğinin burada hala yaşatılıyor olması. Bir nevi bugünkü esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik geleneği nedeniyle cuma günleri seladan sonra tüm esnaf çarşıda toplanıp Esnaf Duası yapıyormuş ve her sene ilçenin Ahisi seçiliyormuş. Biz şanslıydık ki 2009 yılının Ahisi seçilmiş olan Nalbant ustası Mehmet Şenkaya ile tanışma fırsatı bulduk. İlçede çok fazla başka memleketten gelen insan yok. Sadece devlet memurları ve askerler buralı değil. Dolayısıyla herkes birbirini çok iyi tanıyor.


Mudurnu'nun tavuklarından daha meşhur o kadar çok şeyi var ki. Mesela iğneleri, el sanatları, helvası ve özellikle ceviz'i. Öyle ki Evliya Çelebi'nin Mudurnu için " Ceviz Cenneti " dediği rivayet edilmekte. İlçe merkezinde gezerken yöreye özgü çok şey görebilir ve satın alabilirsiniz. Burada dikkat çeken tek şey, tezgahların başında hep bayanların bulunması. Çeşit çeşit fasulyeler, tarhana ve cevizler en çok görebileceğiniz ürünlerin başında geliyor.

Artık yemek yeme zamanı. Daha önceden anlaştığımız gibi Tarihi Mudurnu Meram Lokantası'nda yemeğimizi yedik. Menümüz fazlasıyla geniş ve yediklerimiz de bir o kadar lezzetliydi. Yöreye özgü Tarhana Çorbası ile başladığımız yemek menümüzde yine yöreye özgü Süzme Yoğurt, Köy Makarnası ( Erişte ) , Tavuk ya da Köfte Izgara ve üstüne de hafif ama bir o kadar lezzetli baklava ve un helvası bulunuyordu. Uzun zaman sonra yediğim en güzel yemeklerden biri oldu diyebilirim. Yemek sonrası çok fazla vaktimiz olmadığı için hızlıca son bir şehir turu attık. Mudurnu'dan üzülerek ayrıldım doğrusu, biraz daha vakit geçirmeyi istemedim değil hani.

Şimdi istikamet Çubuk Gölü. Gezi rotamızda aslında Sünnet Gölü de vardı ama zaman problemimiz olduğu için rotamızdan çıkartmak zorunda kaldık. Sünnet Gölü'nün biraz daha kuzeyinde kalan Çubuk Gölü'nün çapı 6 km. Biz yürüyerek etrafında dolaşmayı tercih ettik. Piknik yapanlar, balık tutanlar veya iki arkadaş biraz efkar dağıtmak isteyenler buradaydı. Gölün etrafında konvoy halinde dolaşan gelin arabası dışında ses olduğu söylenemezdi. Gölün bir yamacına bir kaç sene önce dizi çekimi için inşa edilmiş olan değirmenler, gölün havasını çok güzel değiştirmiş. Masalsı bir hava kazandırmış diyebilirim. Ama tabiki dışarıdan böyle görünüyor, içleri tam bir fiyasko. Sadece bir tanesi restore edilmiş ve kullanılıyor.


Çubuk Gölü'nden sonra Göynük yoluna koyulduk.  Akşam üstü gibi Göynük'e geldik. Göynük'ün tarihi de oldukça eski zamanlara dayanıyor. Mudurnu'ya göre çok daha düzenli bir ilçe. İlçe Diyar-ı Akşemseddin olarak anılıyor. Her yıl Mayıs ayının sonunda ilçede Akşemseddin Hazretleri'ni anma günü ve etkinlikleri düzenleniyormuş. İlçede görülecek pek çok tarihi yer bulunuyor. Bunların başında Tarihi Zafer Kulesi, Gazi Süleyman Paşa Camii ve Hamamı,  Akşemseddin Türbesi, Ömer Sıkkın Türbesi, Tarihi Göynük Evleri ve Frig Harabeleri bulunuyor. Sokakları biraz dar ve dik. Ama Zafer Kulesi'ne çıkıp ilçeye kuşbakışı bakmadan oradan ayrılmak olmaz. Mudurnu'ya göre biraz daha bilinen bir ilçe olduğunun farkında insanları. Ve bunu da biraz olsun size belli ediyorlar.


Bizim için çok güzel bir keşif gezisi oldu. Tekrar oralara gitmek ve hatta bir kaç gece konaklamak için çok sebebimiz var. Ve göreceğimiz daha pek çok yerin olduğu da kesin. Anlatacak çok anıları, hikayeleri vardır eminim. Çok fazla keşfedilmemiş ama keşfedilmeyi isteyen ve bekleyen, güzelliklerini paylaşmak için emek veren ama geçmişine ve geleneklerine hala sahip çıkan bir yer Mudurnu. Umarım bunu hiç bir zaman kaybetmezler...

Tekrar gidebilmek dileğiyle...

2 yorum:

Arzuco dedi ki...

sayende oralara gitmiş kadar oluyoruz. Ayaklarına ellerine sağlık

Seda Cürgül Kaya dedi ki...

Teşekkür ederim. Böyle hissettirebiliyorsam ne mutlu bana:)